Tem 03 2008

hayırlı kandiller

Yayınlananhuseyin altında Kategorilenmemiş

sabanci-cami.jpg

üç ayların başlangıcı olan bu gece regaib kandili. kandiliniz mübarek olsun. bu gece hürmetine Allah dularımızı kabul etsin.

camiye gidin bu akşam. mahalle baskısı yaptırmayın bana!!!

Haz 27 2008

ben imkansız aşklar için yaratılmışım

Yayınlananhuseyin altında Kategorilenmemiş

lisede tutulmuştum ona. bi arkadaşımın sayesinde tanımıştım. benden haberi yoktu. onunla ilgili bi muhabbet geçince içimden bişeyler kopuyordu. şimdiki gibi internet vs imkanı yoktu. yolda görebilirsem görüyordum, başka yok. güzelliği aklımı başımdan almıştı. en çok kırmızı yakışıyordu. üzerine büyük hayaller kurmuştum. birlikte sürekli gezecektik. ama olmadı işte. hayat ikimizi de çok ayrı yerlere sürükledi. e haliyle yavaş yavaş unutuyor insan.
dün aklıma geldi. belki facebook’ta görebilirim dedim, bulamadım. sonra google’da aradım, buldum. çok değişmiş. bıraktığımda 12′ydi. şimdi 16 olmuş. daha bi güzelleşmiş. daha bi alımlı olmuş. tekrar düştü aklıma. napcam bilmiyorum.

t2007_1583.jpg

t2005_1509.jpg

t2008_1987.jpg



Haz 23 2008

doğum günü çocuğuydum

Yayınlananhuseyin altında Kategorilenmemiş

22222-copy.jpg

pazar günü saint bana sürpriz bi doğum günü partisi hazırlamış. eş, dost, akraba hepsi de gelmiş. herkese teşekkürlerimi sunuyorum. seneye de bekleriz efendim :p

Haz 22 2008

ve Allah beni yaratmış…

Yayınlananhuseyin altında Kategorilenmemiş

bundan tam 27 sene önce gelmişim dünyaya. doğumum tüm yurtta ve kuzey kıbrıs türk cumhuriyetinde coşkuyla kutlanmış. daha sonra da her sene kutlanmaya devam etmiş. farkındasınız zaten.

yaşamış olduğum 27 yılı şöyle bi aklımdan geçirdim de çok da önemli bişey yaşamamışım sanırım. kendim için önemli bişeyler illaki oldu ama sizin ilginizi çekecek pek bişey yok. sünnet fotoğraflarımı koymak isterdim ama onlar da düzcede :)

an itibariyle güneşin etrafındaki 28 turuma başlıyorum. her sene sanki daha da kısalan bu turda kendime hayırlı yolcuklar diliyorum.

Haz 21 2008

pireli

Yayınlananhuseyin altında Kategorilenmemiş

pireli.jpg

perşembe akşamı evimize hoş gelen, henüz 2,5 aylık olan, adına bi türlü karar veremediğimiz kedi için yaptığım isim ve logo çalışması :p

ismi cismi belli olsun da avatar da yapacam

Haz 19 2008

ruhsal mastürbasyon

Yayınlananbresson altında Kategorilenmemiş

- Ne düşünüyorsun?

- Seni

- İnsan bir başkasını düşünemez ki.

- Ama ben seni düşünüyorum.

- Sen beni düşünemezsin. Ben de seni düşünemem. Ne de bir başkası herhangi birini. Bu imkansız.

- Ama ben seni düşünüyorum.

- Sen yalnızca sendeki beni düşünüyorsun. Ya da beni düşlüyorsun.

- Hayır ben seni düşünüyorum.

- Beni düşünmen için ben olman lazım. Bu da imkansız tabiki.

- Ben sadece ve yalnızca seni düşünüyorum.

- Fiziki olarak beni, yani görünüşümü ya da tanıdığın kadarıyla düşüncelerimi düşünebilirsin ancak.

- Ben seni düşünüyorum.

- Peki neden düşünüyorsun sen beni?

- Çünkü başka bir şey düşünemiyorum.

- Bu tam bir saçmalık. Tabiki de başka şeyleri de düşünüyorsun.

- Ben yalnızca seni düşünüyorum.

- O zaman söyle bakalım, benim hakkımda ne düşünüyorsun?

- Senin hakkında hiçbir şey düşünmüyorum. Ben sadece seni düşünüyorum.

- Ama beni düşündüğünde bu benim hakkımda olan bir şeydir.

- Ama ben senin hakkında düşünmüyorum. Ben yalnızca seni düşünüyorum.

- Yani benim hakkımda düşünüyorsun.

- Hayır, sadece seni düşünüyorum. Ben seni düşünüyorum.

- O zaman ben de seni düşünüyorum.

- Peki sen merak etmiyor musun senin hakkında ne düşündüğümü.

- Hayır, bu beni ilgilendirmez ki.

- Ama seni düşündüğümde bu senin hakkında olan bir şeydir.

- O zaman sen beni düşünmüyorsun, benim hakkımda düşünüyorsundur.

- Ben seni anlamıyorum.

- Olsun, ben yine de seni düşünüyorum.

- Ve sen de beni anlamıyorsun.

- Anlamak istemiyorum ki. Ben sadece seni düşünüyorum.

- O zaman ben gidiyorum.

- Gitsen de, kalsan da ben seni düşünüyorum. Çakmağın var mı?

- Al bakalım.

- Sağol.

- Hoşçakal.

- Güle güle.

Haz 13 2008

vesile teyze

Yayınlananhuseyin altında Kategorilenmemiş

buradaki yazımda bana dua edeceğini söyleyen teyzenin beni unuttuğunu zannetmiştim. sanırım unutmamış. o olayın üzerinden 2 hafta falan sonra hayatımda güzel değişiklikler olmaya başladı ve en güzeli geçen hafta pazar günü oldu. tabiki teyze sadece vesile. veren de alan da belli. şükür konusunda yetersiziz o da ayrı bi mesele…

Haz 11 2008

reklamın iyisi kötüsü olur

Yayınlananhuseyin altında Kategorilenmemiş

4654972.jpgreklamın iyisi kötüsü olur mu? bence olur. mesela bu anlatacağım reklamın iyisi hatta en iyisi :p

dün öğleden sonra ajansın kapısı çaldı. beni çağırdılar. ne iş diye bakmaya gittim. elinde koli olan biri beni bekliyor. önceki gün kargo yollamıştım geri mi döndü diye düşündüm. baktım benim gönderdiğim koli değildi. “ne bu?” diye sordum “ofis 3-5” dedi. sonradan dank etti. yaklaşık 1 hafta 10 gün önce internette bi reklama tıklamıştım. o da beni buraya götürmüştü. sonra formu doldurayım elime mi yapışır dedim. unutmuşum gitmiş. koca bi koli “cips kadar lezzetli, kraker kadar masum” ofis 3-5 göndermişler sağolsunlar. bütün ajansa dağıttım. bi sürü arttı. sonra tekrar dağıttım ancak bitti. her poşetin içinden bir de buruşturulmuş bir mektup çıktı. mektubun bi yerinde “bu mektup sakın patronunuzun eline geçmesin” şeklinde bi yazı vardı. mektubu okuduğumda çok geçti :)) “mektubu okuduktan sonra tekrar eski haline getirip çöp kutusuna basket atın” gibi geyik bişeyler de yazıyordu. hoş bi mektuptu. ofis 3-5′ler daha hoştu tabi :p

ofis 3-5 ailesine teşekkürlerimi sunuyorum. yine bekleriz…

Haz 06 2008

bi güzellik

Yayınlananhuseyin altında Kategorilenmemiş

euro 2008 başlıyor. “offf ne iddaa kuponları yapardım ama bi türlü motive olamıyorum. sanki bişeyler eksik, ama ne?” diyorsanız sizin için geliyor: ŞİKİ ŞİKİ BABA

Haz 05 2008

çakma ormanda piknik

Yayınlananhuseyin altında Kategorilenmemiş

piknik.jpg

pazar günü sabahın köründe melih’in sesiyle uyandım
- hüseyin kalk hadi
- niye la? bugün pazar
- pikniğe gidecez
- ne pikniği ya. gelmiyorum ben. uyuyacam
- sen gelmezsen aziz de gelmiyor
- ya oğlum uykum var gelmeyecem
- kalk hadi kalk
- bugün yetiştirmem gereken işler var. siz gidin
- akşam yaparsın kalk
- kız arkadaşımla buluşacam
- siktir lan sevgilin mi var sanki kalk
- yağmur yağacakmış bugün. gitmeyelim
- yağmayacak kalk
- çok hastayım oğlum
- atma len
- oğlum valla çok uykum var. siz gidin
- ismailin karavanıyla gidecez. uyursun giderken
- beynimi ziktin melih. vıt vıt vıt vıt…

böyle bi diyalog sonrası çamlıdere denilen o “güzide” yere gittik. hayatımda gördüğüm en güzel yer. yolda adres sorduğumuz büfecinin söylediği gibi “ankara’nın akciğeri, karaciğeri”. (karaciğeri de nerden çıkardıysa. kıçından element uydurdu) her taraf yemyeşil, etrafınızdan sular akıyor falan. tabi bunların hepsi yalan. sen sabahın köründe kalk. o kadar yol git. sonuç fiyasko. traş bi ormandı işte. zar zor büyümüş aralıklı duran çam ağaçları vardı. insan ormanda gölge arar mı? orman dediğin yer zaten gölgedir. içeri güneş sızmaz. ayrıca öyle dere, göl vs de yoktu. koyunun olmadığı yerde keçiye abdurrahman çelebi derler hesabı millete çok güzel geliyor burası. malum ankara ve çevresi çölün yandan yemişi. dün memleketimin (düzce) kıymetini bi kez daha anladım. her tarafı güzel maşallah. akçakoca’ya, ereğliye git denize gir. göl istersen abant, gölcük, yedigöller. ne bileyim yaylaya çık, istersen şelalere git, kaplıcaya git vs vs…

neyse dönelim pikniğe.
- az ilerimizde ankara havası çalıp oynayan amcalar vardı. dirininininom dirininininom dirininni dirinininininom… kafa bırakmadılar. “tecavüz kaçınılmazsa zevk almaya çalış hüseyin” dedim gittim ben de oynadım.
- biraz uzakta saatlerce çalan bi davul vardı. davulun sesi uzaktan da kötüymüş onu farkettim.
- çocuk korkutmanın formatının değiştiğini de gördüm. adamın biri çocuğunu şöyle korkutuyordu: “gitme oraya. kene var orada”. bizi çocukken polisle, iğneciyle vs korkuturlardı. devir çok değişmiş.
- bi minibüs (yarım otobüs gibi şeylerden) çamura batmıştı. bi iki saat uğraştılar çıkarmak için. çıkardıklarında malın biri nasıl sevindiyse artık “yaşasııın kurtulduuuk! bunu birayla kutlayalım, bunu birayla kutlayalım” şeklinde bağırıyordu. birayla kutladıklarından mıdır nedir minübüs 10 dakika sonra tekrar battı :)

zorla götürülmüş olsam da, mekan olarak çok iyi olmasa da, hiç ağrımayan başım dün akşama kadar ağrısa da yine de güzel bi gündü. alfabetik olarak bilal’e, doktor‘a, esen’e, kubi’ye, melih‘e, nur’a ve saint‘e teşekkür ediyorum. bresson da olsaydı tam süper olacaktı.

Sonraki »