jön rambo
deliname ve kültür mantarı burada askerlikten lafı açınca ben de bişeyler paylaşayım istedim
sene 2005. istanbul’da askerim. bi gün bölükçü geldi yanıma
- jön rambo hazırlan gidiyosun.
- nereye?
- ingiltereye
- neden?
- orada esirler var. onları kurtaracaksın.
- oldu canım. başka?
- sağ salim buraya getireceksin.
- isim var benim gidemem hiç bi yere.
- bu bir emirdir!
- kafan mı güzel komutan senin. şurda tezkereye az bişey kalmış. bu saatten sonra ben mi gideyim. torunları yollasana
- ne biçim rambosun anlamadım ki?
- şafak diyorum şafaaakk! az kaldı. bitti. yok.
- yaparsın be hacı. kırma beni
- tamam ya tamam. gideriz. nerde benim bıçaam?
- aslansın sen
- şımarma
tamam fazla attım. doğrusu şöyle: 2005 yılında hadımköy’de “mehmet bey” olarak askerlikle meşgulken çoğunluğunu bizim taburun oluşturduğu 80 kişi ingiltere’ye gidip salisbury‘de conilerle ortak bi tatbikat yaptık. tatbikatın konusu meskun mahallerde savaş eğitimi. daha türkçesi şehirde savaş. bi mahalleyi ele geçirme, ev basma, kız kaçırma vs. ya da düşmana karşı buraları savunma konusunda eğitim ve uygulama.
şanssızlığım orada da peşimi bırakmadı. gidişte uçağın (şu sık sık düşenlerdi sanırım) en arkasındaydım. nasıl bir ısıtma sistemi varsa. ön taraftakiler montları falan çıkarıyorlar. arkadakiler donuyor resmen. eldivenle, bereyle falan oturuyorduk. hatta oturamıyorduk. ara sıra kalkıp hareket ediyorduk ısınmak için. sonra silahım bozuldu. doğru düzgün sıkamadım conilere. daha sonra yatıp yuvarlanırken silahın kayışı koptu. yedek kayışlar da bitmişti. binbaşının silahının kayışını çaldım. zaten kullanmıyordu. gezip duruyordu. onbeş kişilik bi grup vardı. ikinci kampa bir gün önce gideceklerdi. o grupta ben de vardım. o yüzden gerçek atış yapma şansını da kaçırdım. daha sonra yine o grupta olduğum için tatbikatlarda savunmacı oldum. yani bi atraksiyona giremedim. evin içinde bekle. millet sis bombalarını atsın. içeriye sızsın. el bombasını da sallasın senin odaya. o patlamayla beynin s.kilsin. sonra ne? öldün. iş mi yani. bombayı geri atmak da yasak. bi sakatlık çıkmasın diye. siniyosun bi köşeye patlamasını bekliyosun kuzu kuzu. en son soğuktan kulaklarım kabarmıştı. türkiye’ye dönünce de soyulmuştu. yanık surat beyaz kulak geziyordum ortalıkta.
güzel yanları da vardı tabiki. askerliğin tam bunaltmaya başladığı zamanda gitmiştik. çok iyi geldi. tatil gibiydi. orada askeri kamplarda kalıyorduk ama kahvaltı, öğle ve akşam yemekleri açık büfeydi. otel mutfağı gibi. hem de cidden çok özenle hazırlanıyordu. kızarmış ekmek bile vardı kahvaltılarda. bizdeki yemekhaneleri düşününce insan bi kötü oluyor. gazino yerine barlara gidiyosun akşamları. çünkü er ya da erbaş gazinosu diye bişey yok. kamplarda bar, pub vs var. rütbelisi de orda rütbesizi de. birlikte bira içiyorlar. güzeldi, eğlenceliydi. hiç bi şey değilse bile askerlikten iki hafta yedi. daha ne olsun.
orada öğrendiklerimi de şimdi savaş oyunları oynarken kullanıyorum :)

Temmuz 14th, 2008 at 23:35
Yıl 2002 ankara güvercinlik carfurun karsısındaydım
lanet olasıca topraklar. Uyuz olmustum angaraya
bende afgan birliğine girmiştim
15 gün eğitim aldım. Gitmeme 1 hafta kala benim yerime alt devremi yolladılar. Ben taburda kalıp tabur komutanının postası şöförü yazıcı her boka yarayan asker olarak kaldım
Temmuz 14th, 2008 at 23:38
Tabur boşalmıstı. Bölük komutanım yok, idari işler bası cavusu yoklan harika bir 8 ay gecirdim :) Afganistana giden arkadaslar ev yapmıs, okul yapmış yol yapmış bildiğimiz amele olmuslar:)
Bense dal taşşak gezdim paso:P Çok canım sıkıldı oralarda.
Birde hatunları cingeneydi yaw:) 4 tane kız arkadasım vardı. Dedim ben bir tanesini alaya getireyim koğusa atayım ama olmadı:D
Temmuz 15th, 2008 at 13:49
2002′de ben çok geldim carfurun karsına asker ziyaretine. ama karsının yanıydı. adını unuttum simdi. girisinde eski bi helikopter duruyordu
Mayıs 10th, 2009 at 22:59
[...] askerlik, bittikten sonra güzelleşen bişey. (dailymotion’ı da [...]