yaktılar bizi alikereeem!

Malumunuz şampiyonluk hasretimiz geçen cumartesi sona erdi. Ama bu hasret sona ermekle kalmadı bizim dört bir yanımızı da dağladı. O akşam efendi gibi maçımızı seyrettikten sonra sampiyonluğun verdiği naif mutlulukla mesutlukla evimize naşalım derken elim bir kazaya yakalandık.
Maçtan hemen sonra tunalı üzerinden salınıp, bakanlıklar civarından bizim bilali alıp eve geçme gibi çok zekice bir plan yapmıştık. Kuğulu kavşağından tunalıya sinyal vermemizle anladıkki asıl sinyale biz gelmişiz. Şimdi biterdi, birazdan açılırdı trafik derken tunalı gop ayrımında ne olduğunu ayıktık. Kutlamaların bitmek bileceği yoktu. Tam o sırada sağ cenahımızda bir boşluk açıldı ve o boşluktan süzülerek arjantin tarafından kaçıp kurtulasımız geldi; ama hey hattttt, ne çağra ki kader ağlarını örmeye başlamıştı çoktan (bunu sonraki durum tespitimizde çıkarttık) beyaz cipli bir abla belkide 3 4 abla tam bilmiyorum zira bakmadım hiç ilgilenmedim kendileriyle (direne alt mesajımıda geçiyim) bizim kaçış yolumuzu bir çırpıda kapattı, artık kısılıp kalmıştık kutlamaların göbeğinde. Bir iki metre sonra nedense mehmetin aklına uyup kapıları kilitleyi verdik ve camlar otomatik kapanmaya başladı; sanırsam allah burda bize ikinci şansı verdi ama burda da kaim devreye girdi ve “camları niye kapatıyon lan” diye çıkışı verdi. Bende üzülmesin, gücenmesin, terlemesin vs die açtım tekrar ama bir iki dakika içinde o açılan camın üzerinden, yeşil bir ışık hüzmesi doğdu geldi hüseyinin omzuna doğru konu verdi “anam adam evliyaullaha karıştı, erdi mi” die düşünürken; hüseyin’nin yan koltuktan üzerime atlamasıyla anladım ki düşen meşaleymiş ve biz cayııır cayııır yanayazıyoruz. kapıları mehmet’in dehasıyla kilitlediğimizden ötürü kendimizi de atamıyoruz dışarı. Neyse ben bütün soğuk kanlılığımla sigara külü silkeler gibi yanan koltuğun üzerinden meşalenin ateşini atmaya çalıştımsa da elimin ısıya çok da dayanıklı olmadığını kavradım. Suydu, ayakdı derken ateşi söndürdük. Kısa bir süre kalabalığa saldırıp bir bir iki yumrukla kendime gelmeye çalıştımsada pek bir muhatap bulamadım kendime; hatta kutlamaları lokal de olsa bi süre durduğumu söyleyebilirim.
Verilmiş sadakamızın olduğunu hatırlatan bu olayı neyseki bir koltuk bir el bir tişort bir kot bir iki ayakkabı zayiatıyla atlattık.

Haziran 1st, 2009 at 22:51
hacı ben kibritçi cevat’tan şüpheleniyorum.
ama güzel adrenalin oldu :) ya da “ardinal”
Haziran 9th, 2009 at 22:51
sadakayı yanlıs yere veriyorsunuz kanımca baskanım.. (:
Haziran 15th, 2009 at 09:20
mesela nereye verelim, mahmuta mı verelim
Haziran 15th, 2009 at 16:15
klasik olucak ama yananı görür allah, azizim:)