Açlıktan Ölmek Üzereyim Gibi…
Dün gece toplandı dalgalar yavaş yavaş. İçten içe usul usul. Rüyalar hep aynı ya neyse. Eni sonu olmayan çok bildiğim ama alışamadığım gibi. Niyesini sormadan…
Kelimelerle aram hiç iyi olmadı ama saymayı öğrenmiştim bi’ zamanlar. Şimdi üzerini çizdiğim kelimeler bir kaç düzineyi geçti sanırım; rakamlar da pek anlamlı gelmiyor artık. Kağıttaki mürekkep kurumadan bir sonraki kelimeyi yazamıyorum. Anlatmak kolay olsa bu başlığı yetse iki cümle açlıktan ölmek üzere olmak gibi hissetmeyi anlatmaya, bulabilirdim sanırım sora sora da olsa en iyi ikiliyi. Sizin hiç göğsünüz ağrıdı mı açlıktan? Sanki yıllardır tek zerre boğazınızdan geçmemiş gibi ve bir daha geçmeyecek gibi kavruldu mu içiniz? Doymak nedir bilmezken, her gün daha da çok isterken, hasret kaldınız mı tek bir lokmaya. Her gün yüzüne bile bakmadan yuttuğunuz o tek bir dilim bile lezzeti sual olunmaz sofralara değişmeyeceğiniz ziyafet gibi rüyalarınızın sonu olup çıktı mı karşınıza. Ufacık bir dilim kocam bi’ gülümseme ışıl ışıl bildik, sessiz….
Güle Güle

Ocak 5th, 2010 at 15:35
benim göğsüm çok ağrıyo açlıktan…güle güle diyememenin ve yaşanamayanların ezikliği ayrı bi sancı…açken insan nası hayatta kalır öğrendim- iştahla yenilmeyi bekleyen börtü böceği–otu-çöpü- yalar yutar… ama geçmez ağrısı…hissizleşmeye-felçli olmaya özenecek kadar çok ağrır vücudu-evet bütün vücudu..bir zaman,kalp nasıl dayanır bu tokluğun coşkusuna derken, soruyu yanlış kurduğumu anladım.. kalp ne zaman iflas eder bu açlığın karşısında…beklemedeyim..susmak en güzeli galiba..