Yazar Arşivi

Odana geldim demin sen yoktun…

Eski defterleri karıştırırken karşıma çıkan ve beni bir tatlı huzur almak için kalamış’a gönderen bu dizeleri tüm sultans of the dance hayranlarına armağan ediyorum. 
 

Odana geldim demin sen yoktun,
Oysa ki öyle inandırmıştım ki kendimi bu fikre
Kapıyı aralayıp usulca biraz ürkek, tedirgin
“napıyon lan bilgisayarcı, senden tasarımcı olmaz olum, hadi tarlaya,” diye dalga geçip sonrasında
gülecektim…
 
Odana geldim demin sen [...]


ah müjgan ah!

“Şu yeryüzü denilen dünya senin gibi güzel gelin görmemiştir ve de görmeyecektir müjgan…”
“Gözleri dört kat daha lacivertti bugün müjganın.”
“Bir gariplik vardı bugün müjganda. Ne bileyim müjgan bugün güzel bile değildi.”
“Sen, sen varsın diye varım ben. Yasamak müjgan diye bir şeydir benim için,
ölmek de müjgan yok demektir.”
“Müjgan
etme, mujgan
gitme…
Bırakma beni,
öldürme ne olur…
Bak nişan yüzüklerimiz hazir. Gelinliğini kiralıycaz, duvağını [...]


anlaşıldı tamam.

Minimalizme tutuldu herkes bu ara. Soyuttan soyut resimler, doğrudan süsü verilmiş dolaylı anlatımlar gırla gidiyor. Modern sanat moda olmuş, moda ise sadece bir semt.
Anlaşılmamak ne büyük dert değil mi?
Değil. 
Öylesine uğraşıyoruz ki anlaşılmamak için aslında. Hem anlaşılıp da ne yapacağız? Sonuçta hepimiz özel yaratıldık, bu dünya için birer mucizeyiz?
Düşünün bir, çok düşündüğünüzü düşünün: Konumuz “sinema kuramları” olsun [...]


deli dememeli.

Goethe’nin “insan kendini yalnızca insanda tanır” sözünü düstur edindim kendime kaç zamandır. Bilmiyorum belki de bu mesleğimle de alakalıdır. Fakat kendimi tanıma yolunda “tanıştığım” insanlar bana gösterdi ki, ne kendimi ne insanları sandığım kadar tanımıyormuşum.  Merhaba-merhabaymış hepsi bu…
Düsüncelerimiz, davranışlarımız, duygularımız ne kadar çılgınca gelir bazen. Bazen düşündüklerimizi kimsenin duymamasına şükrederiz gizli gizli. Bazen “deli” olduğumuzu [...]


yazmak üzerine yazmak

Çok yakın olduğumuz bir kavramdır, düşünce suçu. Ve bu suçun en etkili, en suçlu mecrasıdır yazmak. Kanıtlanabilir belgedir, aleyhinizde delil olarak kullanılabilir. Yazdıklarınız, yıllar sonra karşınıza konulabilir. Yazdığınız, bugün etliye sütlüye dokunmasa da yarın ağzınızı yakabilir. 
Hani geçtim, sisteme-rejime karşı gelen, eleştiren, sözümona yıkmaya çalışan fikirlerden ve bu fikirlerden kamuoyu yaratmaya çalışan kelimelerden. Benim asıl dert [...]


ruhsal mastürbasyon

- Ne düşünüyorsun?
- Seni
- İnsan bir başkasını düşünemez ki.
- Ama ben seni düşünüyorum.
- Sen beni düşünemezsin. Ben de seni düşünemem. Ne de bir başkası herhangi birini. Bu imkansız.
- Ama ben seni düşünüyorum.
- Sen yalnızca sendeki beni düşünüyorsun. Ya da beni düşlüyorsun.
- Hayır ben seni düşünüyorum.
- Beni düşünmen için ben olman lazım. Bu da imkansız tabiki.
- [...]


yarın gece…

yarın gece buradan çıkıp gidiyorum, sokağın başından caddeye çıkıyorum. bir elimde poşet, siyaha boyanmış, halbuki gece. ordan iniyorum aşağı, yokuştan bırakıyorum kendimi, ellerimi, ayaklarımı, kaslarımı… kontrollü intihar demeliler buna, bir büyüğümüz der elbet. bir büyük olsa, ben de derim elbet. Derken, çıkmaya başlıyorum sonra. çıktıkça donuyorum, üşüyorum, yaşarıyorum. yoruluyorum. bir başıma da nefes nefese kalabiliyorum, [...]


çok isterim çok yaşamayı

ölmemek. Nasıl da güzel geliyor kulağa. Ölümsüzlük, yaşlanmamak, zamana karşı koymak… her imkansız şey gibi, çekici ve güzel…
Az yaşayayım, iyi yaşayayımcıların serzenişlerine rağmen kendi adıma; çok isterim çok yaşamayı.
Halbuki; nasıl da pes edilmiş, (insanoğlunun hayatının ortalama 70, en fazla 110-120 olduğu kabul edilerek) çok yaşamaktan. Düşleyeni bile az kalmış. Hapşırmanın peşinden iyi yaşa denilir [...]


söylemek istemek

söylemek istediği bir şeyi olup da söyleyemeyen insanlar; duygularına kelimeler, benzetmeler, tarifler bulabilmek için dinmek bilmeyen bir tutkuyla (evet bu bir tutkudur) her seyi okur, dinler ve izlerler. Bu okudukları, dinledikleri, izledikleri ya da herhangi bir duyuyla eylemledikleri şeylerin ne olduğu çok da önemli değildir. Sonuçta olayın bütünü değil, daha önce farketmedikleri bir bölümüdür onları [...]


bu da benim meselem

Bu screen shot, tasarımından da kolayca anlaşılabileceği gibi facebook’tan. Muhterem bir amcamızın, “İSTANBULLU KIZLAR İzmirli kızlardan güzeldir.” başlıklı grubun duvarına çöp döktüğünün de resmidir aynı zamanda.
İstanbul’un tarihinden giriyor, yüce Türk milletinden çıkıyor. Aklı başında yaşıtlarının yapabileceği tüm yorumları yapıyor lakin niyetini sonradan beyan ediyor. Nereden alaka kurdun, nasıl getirdin konuyu İstanbul kızlarına diye merak ettiriyor. [...]



mal sahipleri: bresson, huseyin, st.yayla. bu blog en iyi 1024x768 çözünürlükte ve kafa güzelken görüntülenir.