Eki
10
2009
huseyin

daha ilk senende cannes yetmedi bi de golden drum‘a sarktın. gittin onu da aldın. hem de 24 ayar. olm sen hiç yokluk görmedin mi? bu kadar açgözlü olma. he “yok ben toplarım arkadaş. toplamaya da devam edecem” diyorsan biraz paylaşımcı ol. şimdiden söylüyorum ki kimseye söz verme hacım. yaza evleniyorum. o altını bana tak. davullu mavullu idare ederiz artık napalım.
1. ödül, 2. ödül, 3. ödül, düldül
no comments | tags: canneslions 2009, elliüçona, elliüçonaltı, golden drum 2009, reklam
Ara
31
2008
huseyin
buradaki yazımda büfeci hasan abi’den ve sahte para olayından bahsetmiştim. daha sonraları hasan abi’yle aramızdaki buzlar eridi. yavaş yavaş kanka olduk. ama anladım ki hasan abiye yüz vermeye gelmiyor. geçenlerde üzerini alırken verdiği 50 liranın sahte olduğunu farkettim. “ayıp olmuyor mu?” dedim. suratı değisti, rengi attı. “aa sahte miymiş? kusura bakma sana da ayıp oldu” falan dedi.
anlamıyorum ki hasan abi, saf mı görüyosun bize kaptırmaya çalışıyosun? herkese mi aynısı yapıyorsun? kalpazan arkadaşların mı var? onlar üretiyor sen piyasaya sürüyosun. bi durum var sende ama çözemedim.
3 comments | tags: büfeci hasan abi, elliüçonaltı, kalpazan, sahte para
Kas
29
2008
huseyin
ikibinüç şubatında başlayan, ismini kapı numarasından alan, ankara ve istanbul’da markalaşan, gökhan ve aykut’un kurduğu, görkem, melih, ben, bilal, aziz, mehmet ve erman’ın sürdürdüğü, turgut’un, kubilay’ın, haydar diye çağırdığımız çinli’nin, hakan’ın uzun süreli misafir olarak kaldığı ve hemen hemen bütün arkadaşlarımızın sürekli gelip gittiği, kapıdan girenin reklamcı olup çıktığı, ne yapsak bi türlü düzen tutmayan, altı yıldır en ufak bi tartışmanın yaşanmadığı, yazın balkonu müthiş keyifli olan, kışın içinde rüzgar esen, bizi soğuktan tir tir titreten, yer yüzünde küresel ısınmanın etkili olmadığı tek yer olan 53/16′dan iki hafta önce taşındık.
taşınmamızın en büyük nedeni yıllardır yenemediğimiz soğuk olmakla birlikte, aynı paraya çok daha güzel bir ev bulmamızın etkisi de inkar edilemez tabi. artık 53/16′da oturmasak da o ruh hala yaşıyor emin olun. gelmek isteyenler buyursun gelsin diye aşağıya da haritayı koydum. her zaman bekleriz :)
4 comments | tags: 53/16, ankara, birlik mahallesi, elliüçonaltı, esat, küresel ısınma
Haz
21
2008
huseyin

perşembe akşamı evimize hoş gelen, henüz 2,5 aylık olan, adına bi türlü karar veremediğimiz kedi için yaptığım isim ve logo çalışması :p
ismi cismi belli olsun da avatar da yapacam
1 comment | tags: elliüçonaltı, isim, kedi, logo
Mar
10
2008
huseyin
geçen çarşamba diren türkiye’ye gelmişti. geldiği gün bizim eve fanus ve iki balık almış. balıkların tipi çok komikti (tövbe tövbe) sabaha kadar bak bak gül. bulursam bi ara fotoğrafını da koyarım. kafası ve kuyruğu olan top düşünün. aynen öyle bişey. balıkları çarşamba akşamı eve geldiğimde gördüm. o akşam misafirlerimiz de vardı. ozan, bilal, esen, kubilay. evde de melih, mehmet, aziz, diren ve ben vardık. yani balıkların varlığından dokuz kişi haberdardı. misafirler o gece gittiler. balıkların tipi haricinde buraya kadar her şey normal.
cuma günü sabaha karşı su sesiyle uyandım. masadan aşağıya su dökülüyordu. önce bi anlam veremedim ama sonradan farkettim suyun fanustan geldiğini. fanus çatlamış suyu hızla boşalıyordu. hemen mutfağa koşup bi bardak kaptım geldim ve balıkları kurtardım. kendimi kahraman gibi hissetmiştim. neticede balık da olsa iki hayat kurtarmıştım. daha sonra evi şöyle bi kolaçan ettim. herkes uyuyordu. sabah internetten araştırdım. deprem de olmamış. peki ama fanus nasıl çatlamıştı? bilmiyorum. bi anlam veremedim. cuma günü sayemde yırttı hayvanlar ama pazar günü o kadar şanslı değillerdi. pazar akşamı eve geldiğimde ikisi de yan yatıyorlardı. ölmüşler garipler.
vakitleri doldu öldüler diyecem ama ikisi de aynı zamanda mı ölür ya da ölmeden iki gün önce ölüm tehlikesi atlatmaları rastlantı mı? bence biri ya da birileri bu balıklara kıl kaptı, hesaplarını kesti ama kim? evde uşak olsa direkt uşaktan şüphelenecem ama uşak da yok. iki cesetle kala kaldık. mağduruz…
5 comments | tags: balık, deprem, elliüçonaltı, fanus, katil, uşak
Ara
28
2007
huseyin
bu akşam eve gelirken yolda gördüğüm, soğuktan şaftı kaymış bir dilencinin dediği laf aynen şöyle: “allah ne muradın varsa versin, allah kazadan beladan esirgemesin!” tövbeeeee.
no comments | tags: dilenci, elliüçonaltı
Ara
28
2007
huseyin
bizim evin karşısındaki büfeci. tip olarak şesunun kopyası. benim hasan abiyle olan meselem şudur ki hasan abi 1,5 sene önce arkadaşımın kız arkadaşına sahte para kaptırmış. bana kaptırsa bu kadar gıcık olmazdım. ev ahalisi olarak tam 1 sene hasan abiden alışveriş yapmadık. ama hala kinim geçmemişti. başka bi şekilde zarar vermeliydim ona. bu yaz başlarında tekrar alışverişe başladık. aramız düzeldi. ben de ona sahte para kaptırmayı kafaya koymuştum. düzce’deki bankacı arkadaşımdan sahte para bekliyordum. o sırada başka bi yerden buldum. malzeme hazırdı. harekete geçmek üzereyken vicdanım devreye girdi: “sen bu parayı hasan’a kaptırırsan para onda mı patlayacak sanıyorsun. o da başkasına kaptıracak. ya garibanın birinde patlarsa?” sonuç mu? yapamadım. hasan abiye hala kin besliyor muyum? evet. peki napcam? bilmiyorum.
no comments | tags: büfeci hasan abi, elliüçonaltı, sahte para
Ara
16
2007
huseyin
elliüçonaltı sakinlerinden gökhan şu an izmir gaziemir’de kısa dönem askerlikle meşgul. daha gideli bi kaç gün olmasına rağmen ortama çok çabuk ayak uydurmuş. elliüçonaltı‘da bunu şöyle anlatıyor:
“öncelikle yapmanız gereken, kütüphane görevlisine mardinli olduğunuzu kanıtlamak ve aslında akraba bile olabileceğinizi düşünmesini sağlamaktır. gerisi, hemşeri muhabbetinden kendiliğinden yürümektedir. bir dahaki dersimizde kantin çavuşunun çocuğunu reklamlarda oynatma vaadiyle nasıl sıraya girmeden alışveriş yapabileceğimizi öğreneceğiz.”
gökhan’ın mardinle uzaktan yakından alakası yok. istanbul’lu olması yetiyor sanırım :) reklam yazarı ama tasarımcı diye satmış kendini. usta birliğinde de tasarımcı olacakmış. ne diyelim allah sonunu hayır etsin.
1 comment | tags: acemi birliği, akraba, alışveriş, askerlik, çavuş, çocuk, elliüçonaltı, gaziemir, hemşeri, istanbul, izmir, kantin, kısa dönem, kütüphane, mardin, reklam, tasarım, usta birliği