Eki
10
2009
hasan'ın abisi

daha ilk senende cannes yetmedi bi de golden drum‘a sarktın. gittin onu da aldın. hem de 24 ayar. olm sen hiç yokluk görmedin mi? bu kadar açgözlü olma. he “yok ben toplarım arkadaş. toplamaya da devam edecem” diyorsan biraz paylaşımcı ol. şimdiden söylüyorum ki kimseye söz verme hacım. yaza evleniyorum. o altını bana tak. davullu mavullu idare ederiz artık napalım.
1. ödül, 2. ödül, 3. ödül, düldül
no comments | tags: canneslions 2009, elliüçona, elliüçonaltı, golden drum 2009, reklam
Haz
25
2009
hasan'ın abisi

2009 yılı 53/16 “ailesi” için çok bereketli geçiyor. aziz’lerin kazandığı kırmızıyla sevinmiştik, gökhan’ın kazandığı bronz cannes‘la coştuk coştuk! ödülün geleceğini burada sezmiştim :p üzerinden bir sene bile geçmeden geldi. gökhan’ı bir kere de burdan tebrik ediyorum. grand prix de görürüz inşallah desem çok şey mi istemiş olurum :)

1. ödül, 2. ödül, 3. ödül, düldül
6 comments | tags: 2009, 53/16, advertising festival, aziz, cannes lions, gökhan, kırmızı, ödül, reklam
Nis
11
2009
hasan'ın abisi
geçenlerde x abi bi iş için beni aradı:
numaranı y’den aldım. işlerini çok beğeniyorum. özellikle seninle çalışmak istedim.
bi kaç gün sonra y abiyle görüştüğümüzde:
“x abi bildiğin iyi bi tasarımcı var mı?”diye sordu. direkt seni önerdim.
ikisinden biri beni yiyor ama hangisi hala çözemedim…
1 comment | tags: ajans, biri yalan söylüyor lan, iş, reklam, tasarım
Mar
31
2009
hasan'ın abisi
seçim zamanı aklıma geldi hocam. hani yine bi seçim zamanı ödev vermiştin. hani o ödev dersi geçmek için büyük rol oynuyordu. hani ödevlere baktıktan sonra bizim grubu kürsüye çağırıp 100-150 kişinin önünde “çok güzel bi araştırma yapmışsınız, çok uğraşmışşınız, teşekkür ederim” demiştin. hiç çaktırmasam da o an çok büyük vicdan azabı duymuştum hocam. sadece not verseydin de teşekkür etmeseydin hiç rahatsız olmazdım. gözünün içine baka baka kandırmıştık seni. çünkü sana ödev diye verdiğimiz şey bu kitabın ta kendisiydi. sayfaları bölüşüp tekrar yazmıştık. kitabın piyasaya çıkalı henüz bi kaç gün olmuştu. kitaptan haberinin olması düşük bi ihtimaldi. o yüzden bu riske girmiştik. ama sende de suç var. hiç düşünmedin mi 4-5 öğrenci öyle bi araştırmayı nasıl yapsın, o kadar kaynağa nasıl ulaşsın? zaten öyle bişey yapmış olsaydık kitap çıkarırdık :)
2 comments | tags: hoca, kitap, not, ödev, okul, reklam, seçim, seçim kazandıran kampanyalar, vicdan azabı
Şub
8
2009
hasan'ın abisi
geçen akşam eve gelirken sokağın başındaki billboardların birinde aziz’lerin x müşterisinin ilanını gördüm. o müşteriye de aziz çalıştığı için ilanı onun yaptığını anlamam pek zor olmadı. ilan sevgililer günüyle ilgiliydi. “böyle bir ilanda -çaktırmadan- kız arkadaşı için kesinlikle bişey yapmıştır” diye düşündüm. çünkü aziz her ne kadar dışarıdan öküz gibi görünse de aslında gönül adamıdır. biraz daha inceledim ama karanlık olduğu için bişey bulamadım. eve gittiğimde ise aziz’e hiçbişey sormadım. ama aklıma takılmıştı. 17 senedir hergün gördüğüm adam. benden iyi tanıyan yok. ben de onu eğer gerçekten tanıyorsam o ilanda kesinlikle bişey vardı. sabah işe giderken tekrar baktım ve haklı çıktım. yapmış yapacağını. hem de ilanın tam ortasına. ben malımı bilmez miyim…
1 comment | tags: ajans, billboard, gönül adamı, ilan, müşteri, öküz, reklam, sevgililer günü
Tem
17
2008
hasan'ın abisi

görünce “ulan ben neden böyle bişey yapamıyorum?” şeklinde önce hayıflandığım, sonra kıskandığım ilan. yapan arkadaşı tebrik etmek gerekir. ince görmüş.
bu arada benim gözlerim bozuk sanırım :)
2 comments | tags: eye chart, göz, ilan, reklam, vay anasını herife bak napmış
Haz
11
2008
hasan'ın abisi
reklamın iyisi kötüsü olur mu? bence olur. mesela bu anlatacağım reklamın iyisi hatta en iyisi :p
dün öğleden sonra ajansın kapısı çaldı. beni çağırdılar. ne iş diye bakmaya gittim. elinde koli olan biri beni bekliyor. önceki gün kargo yollamıştım geri mi döndü diye düşündüm. baktım benim gönderdiğim koli değildi. “ne bu?” diye sordum “ofis 3-5” dedi. sonradan dank etti. yaklaşık 1 hafta 10 gün önce internette bi reklama tıklamıştım. o da beni buraya götürmüştü. sonra formu doldurayım elime mi yapışır dedim. unutmuşum gitmiş. koca bi koli “cips kadar lezzetli, kraker kadar masum” ofis 3-5 göndermişler sağolsunlar. bütün ajansa dağıttım. bi sürü arttı. sonra tekrar dağıttım ancak bitti. her poşetin içinden bir de buruşturulmuş bir mektup çıktı. mektubun bi yerinde “bu mektup sakın patronunuzun eline geçmesin” şeklinde bi yazı vardı. mektubu okuduğumda çok geçti :)) “mektubu okuduktan sonra tekrar eski haline getirip çöp kutusuna basket atın” gibi geyik bişeyler de yazıyordu. hoş bi mektuptu. ofis 3-5′ler daha hoştu tabi :p
ofis 3-5 ailesine teşekkürlerimi sunuyorum. yine bekleriz…
7 comments | tags: ajans, cips, kraker, ofis 3-5, reklam
Nis
6
2008
hasan'ın abisi

gazetelerde sıkça çıkan bir ilan. yorumsuz AQ
no comments | tags: aq, ilan, reklam
Ara
26
2007
hasan'ın abisi
öğrencisin, ikinci sınıfa başlamışşın… halkla ilişkiler okuyosun. ama türkiye’de bu mesleğe ekmek olmadığını anlamışsın. yavaş yavaş iş kaygısı boy göstermeye başlamıştır. o ara reklamcılığa merak salmışsın. okuldaki reklam atölyesine kabul edilmişsin. yavaş yavaş bişeyler öğreniyorsun. ama piyasada çalışmadan bu işin olmayacağını da biliyorsun. üçüncü sınıfa giderken bir ajansta grafik tasarımcı olarak çalışmaya başlıyorsun. işin renklerle ama sen renkleri seçemiyorsun. sadece yeşil ve kırmızıyla da değil sorunun. hemen hemen tüm renklerle. kimseye çaktırmıyosun ajansta. renklerin cmyk değerlerini öğreniyorsun ve bütün olayın o değerler oluyor. aradan 2-3 sene geçiyor ve renk körü olduğun saklamaktan yorulmuşsun. bir gün itiraf ediyosun herkese. rahatlıyorsun.
herkesin “nasıl oluyor da bu işi yapıyosun?” sorusundan sıkılmışsın. bi gün renk yönetimi kursuna katılmışsın (mecburiyetten). hocalardan biri başından geçen bi olayı anlatır: “bi gün bi matbaaya renk yönetimi anlatmaya gittim. anlattım, anlattım, anlattım… uygulamaya gelince sorunlar çıktı. meğer hem matbaanın sahibi hem de oğlu renk körüymüş. hahahaaa!!!” dinleyenler de güler. sen içinden “ne gülüyosunuz çok mu komik?” falan dersin. sonra da kendi haline gülersin.bunun avantajları da var tabi. mesela 5-10 bin euro verip de eizo monitör almana gerek kalmaz. ya da iki haftada bir ekran kalibrasyonu yapmak zorunda değilsin vs vs…
1 comment | tags: eizo, ekran kalibrasyonu, halkla ilişkiler, matbaa, reklam, reklam atölyesi, renk yönetimi
Ara
23
2007
hasan'ın abisi
x çekmece rayları
çekmecenizdeki kalite
x çekmece rayları
ankaraya dönerken radyoda dönen bir reklam: x çekmece rayları. ne amaçla verildiği belli olmayan reklam. hanginiz bir mobilya alırken çekmece rayının markasına dikkat edersiniz? satın almaya karar verirken öncelikle alacağınız eşyanın markasına, tasarımına, kalitesine, fiyatına, ödeme koşullarına, satış sonrası hizmetlere (eve taşıma, kurulum, garanti vs) dikkat edersiniz. hiç zannetmiyorum ki biri çıksın da “ya bunun çekmece rayları x değil, almıyorum” ya da “bunun çekmece rayları x olanı yok mu?” desin. kaç kişi etklenmiştir ki bu reklamdan. klasik trt reklamı işte. x çekmece rayları, çekmecenizdeki kalite, x çekmece rayları… kaç kişinin aklında kalmıştır ki bu ray markası. çekmece rayları ara maldır. son kullanıcıya yönelik bir ürün değildir. bu yüzden x çekmece rayları için radyo reklamı gereksizdir. radyo dinleyenlerin yüzde kaçı çekmece rayları tüketicisidir acaba? yüzde 1 bile yoktur. ha “benim param çok her tarafa reklam veririm arkadaş” diyorlarsa o zaman versinler. yapacak bişey yok.
peki ben niye bunu sorun ettim? çünkü dışarıda bu işi bilen binlerce iletişim fakültesi mezunu varken böyle işlerde ya alakasız kişiler istihdam ediliyor ya da bu işler önemsenmeyerek kimse istihdam edilmiyor. boşa para akıtıyorlar ama haberleri yok.
no comments | tags: ankara, çekmece, iletişim fakültesi, radyo, ray, reklam, trt