Ara 16 2007

askerliğin üçüncü gününde internete nasıl girilir?

huseyin

blogun diğer yazarı gökhan şu an izmir gaziemir’de kısa dönem askerlikle meşgul. daha gideli bi kaç gün olmasına rağmen ortama çok çabuk ayak uydurmuş. elliüçonaltı‘da bunu şöyle anlatıyor:

“öncelikle yapmanız gereken, kütüphane görevlisine mardinli olduğunuzu kanıtlamak ve aslında akraba bile olabileceğinizi düşünmesini sağlamaktır. gerisi, hemşeri muhabbetinden kendiliğinden yürümektedir. bir dahaki dersimizde kantin çavuşunun çocuğunu reklamlarda oynatma vaadiyle nasıl sıraya girmeden alışveriş yapabileceğimizi öğreneceğiz.”

gökhan’ın mardinle uzaktan yakından alakası yok. istanbul’lu olması yetiyor sanırım :) reklam yazarı ama tasarımcı diye satmış kendini. usta birliğinde de tasarımcı olacakmış. ne diyelim allah sonunu hayır etsin.


Ara 16 2007

boyutu mu önemli, işlevi mi?

huseyin

herkes büyük olmasını ister, hatta çok büyük. görenlerin dikkatini anında çekmeli. peki küçükse ne yapacaz? hemen şu kremden sipariş vereceğiz. tek kullanımda mükemmel sonuç. bi kaç dakikada kocaman oluyor.tüm reklamcıların ortak sorunudur logo boyutu. hatta atasözü bile vardır üzerine: “müşteri dönerse poposunu, hemen büyüt logosunu”. geyikler döner: “abi, müşteri logosunun biraz daha büyük olmasını istiyor, seneye de kullanacakmış. hahaha!” diye. sen tasarımını yapmışsındır, logoyu da uygun boyutta, uygun bi yere yerleştirmişsindir. adamın ilk sözü “logoyu büyütebilir miyiz?” olur.

geçen akşam evde bi klasör tasarımı yapmıştım. bitirdikten sonra çinli arkadaşıma gösterdim. nasıl olmuş diye sordum. adam direkt logoyu biraz büyütsene dedi :) demek ki neymiş? büyük logo hastalığı türklere özgü bişey değilmiş.